DOLAR 44,8667 0.23%
EURO 52,9285 0.08%
ALTIN 7.017,791,83
BITCOIN 34627953.28613%
Kırşehir
16°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Şiddetle mücadelede en güçlü koruma kalkanı ailede kuruluyor

ABONE OL
17 Nisan 2026 20:30
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şiddet eğiliminin risk faktörlerinin birikmesiyle oluştuğuna dikkat çeken İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi, Uzman Psikolog Çağatay Demirel, şiddetle mücadelede en güçlü koruma kalkanının aile içinde kurulduğunu söyledi.  Demirel, “Açık ve güvenli iletişim ortamı oluşturmak, çocuğun duygularını adlandırmasına yardım etmek, dijital kullanımı birlikte yönetmek ve sınırlandırmak, çocuğu şiddeti normalleştiren içeriklerden korumak, bu kalkanın temel taşlarıdır” dedi. Şiddetin artmasında dijital dünyadaki risklerin de etkili olduğunu belirten Çağatay Demirel, “Asıl tehlikeli olan ise sosyal medyada nefret ve şiddet içeriklerine maruz kalma, çevrimiçi zorbalık, siber taciz ve çocuğu aşırılığa yönelten çevrimiçi topluluklardır. Dijital dünyanın çocukla birlikte izlenmesi ve konuşulması, yasaktan çok daha güçlü bir koruma sağlar” diye konuştu.

İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi, Uzman Psikolog Çağatay Demirel, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarının nedenleri ve alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirmede bulundu.

Stresörler, şiddete maruz kalma ve travmatik deneyimlere dikkat!

Uzman Psikolog Çağatay Demirel, şiddetin temelinde farklı nedenlerin olabileceğini belirterek “Şiddetin ne olduğunu tanımlamak için ‘Şiddet doğuştan mı gelir, yoksa öğrenilir mi?’ sorusunu yanıtlamak gerekir çünkü şiddeti algılama biçimimiz, ona karşı nasıl durduğumuzu doğrudan şekillendirir. Şiddet ne tamamen biyolojik bir kader ne de yalnızca çevresel faktörlerin ürünüdür; şiddet ikisi arasındaki etkileşimden doğar. Ancak bu denklemde çevresel etkiler yön veren ve belirleyici bir ağırlığa sahiptir.  Bazı bireyler, nörobiyolojik açıdan dürtü kontrolü ya da empati güçlüğüne yatkın olabilir. Ancak bu yatkınlık, destekleyici bir ortamda büyük ölçüde aşılabilir. Hiçbir çocuk, şiddet uygulayacak biçimde ‘programlanmış’ doğmaz. Öte yandan sürekli stresörler, şiddete maruz kalma ve travmatik deneyimler, beynin özellikle öz denetimden sorumlu prefrontal korteksin gelişimini kalıcı biçimde etkileyebilir.  Yani genetiğimiz kaderiz değildir ancak olumsuz erken yaşam deneyimleri, bir çocuğun dünyayı ve kendini algılayış biçimini derinden etkiler” diye konuştu.

Şiddet eğilimi, risk faktörlerinin birikmesiyle oluşur

“Şiddet eğilimi tek bir nedenin değil, risk faktörlerinin birikmesiyle oluşur” diyen Uzman Psikolog Çağatay Demirel, “Bu faktörler, çocuğun ihmali, çocuk istismarı, erken yaşta güvensiz bağlanma gibi aile içi dinamiklerle başlar. Çocuğun duygularını tanımakta ve isimlendirmekte zorlanması, öz düzenleme becerilerinin yeterince gelişmemesi ve erken yaşta başlayan madde kullanımı bu riskin artmasına sebep olur. Ancak asıl önemli nokta; sorun hiçbir zaman bireysel değildir” uyarısında bulundu.

Şiddet eğilimini besleyen güçlü etkenler bulunuyor

Şiddet eğilimini destekleyen etkenlere dikkat çeken Uzman Psikolog Çağatay Demirel, “Okul ortamındaki akran zorbalığı, dışlanma ve buna bağlı olarak oluşan aidiyetsizlik hissi de şiddet eğilimini besleyen güçlü etkenlerdir. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında ise yoksulluk, eşitsizlik, yakın çevrede uygun rol model yokluğu ve toplumsal şiddetin normalleşmesi de bu tabloya katkıda bulunur” diye konuştu.

Riskler azaltılabilir

Uzman Psikolog Çağatay Demirel, “Çocuğun güvendiği en az bir sağlıklı yetişkin figürü olması, okula aidiyet duygusu, duygusal okuryazarlık ve sosyal beceri eğitimi; risk taşıyan bir çocuğun gidişatını köklü biçimde değiştirebilir” dedi.

Çocuklar gördükleri davranışı model olarak benimser

Şiddetin öğrenilebilen bir kavram olduğunu kaydeden Uzman Psikolog Çağatay Demirel, şunları söyledi: “Şiddetin en tehlikeli özelliklerinden biri döngüsel yapısıdır. Şiddete maruz kalan bir çocuğun beyni, tehdide karşı sürekli alarm halinde kalmaya koşullanır; bu durum saldırganlık eşiğini düşürür, empatiyi zayıflatır ve dürtü kontrolünü güçleştirir. Albert Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı, bu süreci çarpıcı biçimde açıklar: Çocuklar, gördükleri davranı

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.