DOLAR 44,8724 0.25%
EURO 52,9632 0.17%
ALTIN 6.906,260,22
BITCOIN 33766541.47878%
Kırşehir
17°

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Her öfkeli genç şiddete yönelmiyor!

Her öfkeli genç şiddete yönelmiyor!

ABONE OL
17 Nisan 2026 09:45
Her öfkeli genç şiddete yönelmiyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, son dönemde artan okul temelli şiddet olaylarını değerlendirerek, ergenlik döneminin psikolojik dinamiklerine dikkat çekti.

Dürtü kontrolündeki zayıflık saldırgan davranış riskini artırabiliyor

Ergenlikte duyguların yoğun yaşandığını ancak bu duyguları düzenleme kapasitesinin henüz tam gelişmediğini vurgulayan Klinik Psikolog İpek Erol, “Bu nedenle dürtü kontrolündeki zayıflık, kimlik karmaşası, akran grubu içinde kabul görme ihtiyacı ve öfkeyi yönetememe, bazı gençlerde saldırgan davranış riskini artırabiliyor. Ancak şunu özellikle vurgulamak gerekir: Her öfkeli, her içe kapanık ya da her kimlik krizi yaşayan genç şiddete yönelmez; risk, çoğunlukla bireysel kırılganlıklarla aile, okul ve çevre koşullarının birleştiği noktada yükselir. Psikoloji literatüründe gençlerde şiddet davranışının temellerinde davranışı kontrol edememe, yoğun duygusal sıkıntı, okula düşük bağlılık, aile içi çatışma ve şiddete maruz kalmak yatmaktadır.” dedi.

Bu tür saldırıların arkasında birikimli bir psikolojik süreç var

Okul saldırılarının arkasında çoğu zaman uzun süreli bir psikolojik birikim olduğuna işaret eden İpek Erol, “Bu tip olayların arkasında çoğu zaman tek bir neden değil, birikimli bir psikolojik süreç vardır: dışlanmışlık hissi, küçük düşürülme algısı, öfkenin içeride büyümesi, yoğun yalnızlık, değersizlik duygusu, intikam fantezileri, bazen de ‘beni nihayet görün’ arzusu. Hedef fiziksel zarar vermekle birlikte güçsüzlük hissini tersine çevirmek ve çevre üzerinde mutlak kontrol kurmak olabilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Psikotik süreçlerde gerçeklik algısı bozulabiliyor

Bazı vakalarda daha ağır psikiyatrik tabloların da söz konusu olabileceğini belirten İpek Erol, “Özellikle psikotik süreçlerde gerçeklik algısının bozulması, kişinin çevreyi olduğundan farklı algılamasına neden olabilir. Bu noktada davranış artık sadece öfke ya da dürtüsellikle değil, ciddi bir algı ve düşünce bozulmasıyla şekillenir. Yine de önemli bir ayrım var: her psikotik bozukluk ya da her psikiyatrik hastalık şiddetle ilişkili değildir; ancak tedavi edilmemiş, fark edilmemiş ve ilerlemiş durumlarda risk artabilir. Bu nedenle erken psikiyatrik değerlendirme ve müdahale kritik önem taşır.” diye konuştu.

Erken uyarı işaretlerine dikkat

Aile ve öğretmenler için erken uyarı işaretlerinin kritik olduğunu vurgulayan İpek Erol, “Erken uyarı işaretleri genelde tek bir davranıştan değil, bir örüntüden anlaşılır. Örneğin okul başarısında ani düşüş, okula yabancılaşma, yoğun öfke patlamaları, tehditkâr konuşmalar, intikam içerikli ifadeler, silahlara aşırı ilgi, şiddeti romantize eden paylaşımlar, kendine ya da başkasına zarar verme imaları, belirgin sosyal çekilme, ağır bir aşağılanma ya da reddedilme sonrası davranış değişimi dikkatle izlenmelidir. Özellikle ‘beni görecekler’, ‘hesabını soracağım’, ‘artık dayanmayacağım’ gibi cümleler kesinlikle küçümsenmemelidir.” dedi.

Risk, ilişki ve takip eksikliğinde büyür

İpek Erol, riskin en çok ilişki ve takip eksikliğinde arttığını belirterek, “Evde duyguların konuşulamadığı, sınırların ya çok gevşek ya çok sert olduğu, çocuğun görülmediği ya da sadece başarı üzerinden değer gördüğü aile ortamları kırılganlığı artırabilir. Okul tarafında ise öğrenciyi yalnızca disiplin meselesi olarak görmek, rehberlik servislerini kriz yönetimi yerine evrak işine sıkıştırmak, öğretmenlerin risk sinyallerini tanıma konusunda yeterince desteklenmemesi ve kurumlar arası yönlendirme zincirinin zayıf olması büyük açık yaratır.” diye konuştu.

Rehberlik servislerinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan İpek Erol, “Öğretmen, aile, okul yönetimi, çocuk-ergen ruh sağlığı uzmanı ve gerektiğinde sosyal hizmet birimleri birlikte çalışmadığında erken fark etme şansı azalır” dedi.

Gençler yoğun duygusal baskı altında

Bugünün gençlerinin ciddi bir duygusal yük taşıdığına dikkat çeken İpek Erol, “Yalnızlık, değersizlik hissi, sürekli karşılaştırılma, başarısızlık korkusu, dışlanma, gelecek kaygısı ve a

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

300x250r
300x250r